top of page

Çocuk-Ergen Psikolojik Danışmanlığı

Canlılar içinde en yoğun bakıma ihtiyaç duyan ve uzun sürede olgunlaşan varlık; insan yavrusudur. Çocuk, çevresiyle sürekli etkileşimde ve durmadan değişim göstermekte olan bir varlıktır. Yendiği her çocukluk hastalığı gibi, aştığı her ruhsal engel onun direncini artırır. Bundan dolayı, çocuklarda görülen her ruhsal belirti bir hastalık değil, yeni durumlara uyma çabasından gelen tepkilerden kaynaklı olabilir. Her çocukta korkular, uyku problemleri, yeme problemleri, tedirginlikler, hırçınlıklar geçici olarak bulunabilir. Anne babanın tutumuna göre bu belirtiler ya kısa sürer ya da kalıcı olurlar.

 

Önemli olan her ebeveynin çocuğunu tanıması ve gelişim dönemini takip etmesi gerekir. Ebeveynlerin çocuklarının bulunduğu yaşın özelliklerini takip etmesi çocuk ve ebeveyn arasındaki ilişkiyi sağlıklı ve olumlu bir yönde etkilemektedir. Çocuk davranışını erişkin davranışına göre değerlendiremeyiz. Çünkü çocuk, erişkin insanın küçük örneği değildir. Çocukların 2-5 yaş dönemini ele aldığımızda; bazı özelliklerin dikkat çektiğini görürüz. Ancak bu göze çarpan özellikler her çocukta farklı yaşlarda görünse bile ortak nitelik taşır ve dönemsel değerlendirilir. Bazı özellikleri örneklemek gerekirse; çocuk bencildir ve egosantrik yapıya sahiptir. Dürtü ve isteklerini dizginlemeyi ve ertelemeyi bilemez. İsteklerinin orada ve gecikmeden karşılanmasını bekler, karşılanmadığı takdirde hırçın davranışlar sergileyebilir. Çocuk kokutmalara karşı çok duyarlıdır. Özellikle ana ve babadan ayrı kalmaya hiç katlanamaz. Uzun süreli ayrılıklar çocuğu tedirgin eder ve örseler. Ayrıca çocukta iç gözlem yeteneği de yoktur. Kendisine yabancı olan duyguları ayırt edemez. Çocuk yaşadığı korkuları gerçek olarak algılamakla kalmaz, başkalarının da bu korkularını çektiğini sanır. Çocuklar duygu ve düşüncelerini açıklamakta güçlük çektikleri gibi, o duygu ve düşünceleri gerçekle bir tutarlar. Gece gördükleri bir düşü gerçekten olmuş gibi algılarlar. Çocuğun duyguları çabuk iniş çıkışlar gösterir. Ağlamadan gülmeye, sevinçten kızgınlığa geçmesi bir anda olur. Çocuk duygusal tepkilerini sözle değil, daha çok davranışlarıyla belirtir. Sözle yansıtamadığı duygularını yaramazlık, hırçınlık, huysuzluk ve tutturmalar yoluyla açığa vurur.

 

Çocuk, uyumlu ve tutarlı ilişkiler içinde, güvenli bir aile ortamında sevgi ve anlayışla büyürse olgunlaşır ve sağlıklı benlik kazanır. Sevildikçe güven duygusu pekişir, desteklendikçe özsaygısı artar. Anlayış gördükçe hoşgörülü olmayı, sorumluluk aldıkça bağımsız davranmayı öğrenir. Ebeveynlerin tutarlı, destekleyici ve sağlıklı iletişim tepkileri göstermesi çocuklarda sorunla baş etme becerisini arttırır. Bakımını üstelenen kişi ya da kişileri örnek alarak cinsel kimliğini kazanır. Aile içinde benimsediği davranışlar, toplum içinde onu yönlendirir. Toplum kurallarını, iyi-kötü, doğru-yanlış kavramlarını benimsedikçe toplum içinde kendini yönetmeyi başarır. Anne babanın birbirine karşı sevgi ve bağlılığını gören çocuk ileride çevresiyle sağlıklı ilişkiler geliştirir. Gerçekte çocukluk, korkular, kaygılar, yoksunluklar ve bunalımlarla dolu olabilir. Çocukluğu mutlu bir dönem olarak anımsamak, erişkinlerin o çağla ilgili birçok acı yaşantıyı bilinç dışına gömmelerinden ileri gelir.

BİZE ULAŞIN

  • Facebook Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • Instagram Social Icon
  • YouTube Social  Icon

Cumhuriyet Mahallesi, Bizimkent Konutları, B01-09 Blok D:2, Beylikdüzü, İstanbul

 

(0212) 873 19 88

info@invivopsikoloji.com

Mail listemize katılın

Tüm gelişmelerden haberdar olun

Ayrıntılarınız gönderildi

​​​​© 2015 by İnvivo Psikolojik Danışmanlık Merkezi

bottom of page